Yalnızlığımın Ardına Saklanıp Baktım Sana ( 1. Baskı, Eylül 2009 )

Ücretsiz E-Kitabı İndirmek için Buraya Tıklayınız.. :)
Önsöz,
Kişisel gelişim tadında ama duygu ve hislerin harmanlandığı bir mantığı yansıtmak istedim bu kitapta. Bu kitabı yazmamda ki asıl amaç, herkesin zamanında yaşadığı aşk, sevgi, hayal kırıklıkları, özlem, hasret, umutsuz bekleyişler, masum hayaller gibi duyguların, 18 yaşındaki bir gencinde yaşadığını tüm dünyanın bilmesini istememdir. ve Bunların 18 yaşında ki bir Gencin gözüyle nasıl Farkındalıklara bürünüp, Duygusal Gelişimize hizmet ettiğini Küçük Hikayelerle sunmak istedim. Hepinizden birer parça alarak, Kocaman anlamlar katarak.. ‘’Sen giderken ben geliyordum.’’ ‘’Daha yaşın genç bu hayatta ne gördün ki.’’ Sözlerini yıkmak için biz, gençlerinde neler hissettiğini, neler yaşadığını biraz olsun anlamanız için yazılmıştır. 14 yaşında başladım bunları yazmaya. 14 yaşında bir çocuk bunları nasıl hissedip, yazsın ki demeyin. İnanın çocuk dediklerimizden bile öğreneceğimiz çok şey vardır. Herkesin herkesten her zaman öğreneceği bir şey vardır. Çünkü her insan fark edemediği bir şey de uzmandır. Önemli olan onu fark edebilmektir. Farklı olabilmek için farkınızı fark edin..

                                                               

Farkındalık Algoritması - Hayat Basittir Onu Zor Yapan Bizleriz

Size bir minik hikaye anlatmak istiyorum.
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet akademik bir araştırma için araziye çıkarlar. Birden yağmur bastırır. Yakınlardaki bir orman evine sığınırlar. Ev sahibi gelen bu heyeti hoşgörü ile karşılar ve bunlara bir şeyler ikram etmek için yanlarından ayrılır. Hepsinin dikkati odada ki soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 metre kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle olduğu hakkında bir tartışma başlar. Kimyacı: ''Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamıştır.'' Fizikçi: ''Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş olmalı.'' Jeolog: ''Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan, herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmaya çalışmıştır.'' Matematikçi: ''Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamıştır.'' Antropolog: ''Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş olmalı'' der. Bu sırada ev sahibi içeri girer. Ve ona sobanın yukarıda olmasının nedenini sorarlar. Adam cevap verir, ''Boru yetmedi de efendim.''

                                                               

Kristal Çocuk    #    Türkiye'nin İlk ve Tek Otobiyografik Kişisel Gelişim Romanı

Üniversite hayatında yaşadığı zorluk, gurbet, aile ve arkadaş özlemi ile yaşadığı onca acı tecrübeler onu hayata hazırladı. Duygusallığı ve kalemi hayatta ki tek silahıydı. Yazmaya 2oo4 yılında başladı. 19 yaşında/Eylül 2oo9'da ‘Yalnızlığımın ardına saklanıp baktım sana’ adlı, Duygusal Gelişim türünde Aşk ve Sevgi konulu, ilk Şiir ve Hikâye kitabını yazdı. Yakın zamanda piyasaya çıkacak olan ‘Farkındalık Algoritması’ isimli Kişisel Gelişim/Psikoloji türünde, 2. kitabını yazdı. Çıkaracağı üçüncü kitap Türkiye’nin ilk otobiyografik Kişisel Gelişim Romanı olan ‘Kristal Çocuk’ şuan yazım aşamasındadır. Ayrıca MG Günce’l Blog ’unda yazılarına devam etmektedir. Ayrıca üniversite öğrencilerince okutulan 11 tane Ders Özetleri ve Soru Bankası kitaplarının yazarıdır.

                                                               

U/MUTLU

Uluslararası Antalya Altın Portakalı Film Festivali için Senaryom
1- Film Fikri / Sinopsis: Hayat, yaşadıklarımızdan mı yoksa yaşayamadıklarımızdan mı ibarettir ?

2- Öykü / öyküleme Damlarından yağmur suları bir volkandan akan lavlar gibi keskin dökülen bir tahribat içerisindeki evde yaşayan bir yaşlı çift ve 6 tane çocuğunun hep birlikte uyuduğu tek yataklı odada Mutlu ve Umutlu oldukları bir Resim asılı durmaktadır evin duvarında. O resimle ürperen yüreklerimizi duvarın tek tonlu boyası rahatlatmaktadır biraz. Gün ışığıyla bezenmiş Cam biraz pis olmasına karşın içeriyi gayet iyi aydınlatmaktadır. Alper masasında oturmaktadır. Masasının üzerinde yıllara inat hala hayatta bende varım diyen bir saat, yıllar yılı eskimiş, yıpranmış ama huzur kokan bir albüm, o albümün hemen yanında anıların yeşertip büyüttüğü 4-5 kare fotoğraf ve Şans dengemizi sağlayan, ufkumuzu aydınlatıp, bizi huzura erdiren bir obje, simige bulunmaktadır. Alper masanın üzerinde bulunan üst üste binmiş fotoğrafları karıştırmaktadır. Arasından bir tanesinin üzerinde yavaşça durur ve Onu parmak uçlarıyla narin ve kırılgan bir çiçeği okşar gibi okşamaktadır. Sonra onu tek eline alır. Daha sonra tatlı ve hassas bir bebeği tutar gibi 2 eliyle yanlarından tutmaktadır. Fotoğrafa içli içli bakar ve Fotoğrafın çekildiği anı daha dün gibi hatırlamaktadır.

* Alper ile Sevgi Akdeniz Üniversitesinin içerisindeki kısacık yoldan, Uzaktan bile görkeminden ödün vermeyen, ağaçların gözetiminden ayırmadığı Cennet yuvasına benzeyen Havuza doğru yürümektedir. Bank olmadığı için yeni kesilmiş Hayat kokan çimenlere oturmaktadırlar. Sanki onları karşılar gibi Karşılarında havuz ışıklı su gösterisini tam manasıyla büyülü bir şekilde sunmaktadır. Rengarenk ışıklarla birleşen sular, yaralı yüreklerin Sevgisiyle birleşen Hasretleri gibidir. Alper ile Sevgi konuşmaktadırlar. Biraz zaman geçtikten sonra Alper Sevgi’nin gözlerini kapattırır ve ona çok hoşlanacağı bir sürpriz yapacağını söylemektedir. Alper ile Sevgi yavaşça çimlere uzanmaktadır. Alper Sevgi’nin artık gözlerini açmasını ister. Pasparlak ve bir sürü yıldızı gören Sevgi çok Mutlu olur. Kendilerine birer yıldız seçerler ve tatlı tatlı oyunlar oynayarak, yıldızları yakalamaya çalışmaktadırlar.

** Sevgi ile Alper dalgaların hırçın ve kızgın haykırışları karşısında, onların bu özgürlüğünü izlemek için Beach Park’ta Sahilde bir bankta oturmaktadırlar. Alper Sevgi’ye heyecanlı heyecanlı bişeyler anlatmaktadır. Ve Sevgi Alper’in o tatlılığına Mutlu Mutlu gülümsemektedir. Güneş batmak üzeredir. Güneşin battığı bu romantik an da Alper ve Sevgi ellerini bir kalp şekli yaparak birleştirmektedirler. Ve güneşi kalbin içine almaktadırlar. Bu onların Aşk ışığı olmaktadır.

*** Alper ile Sevgi Otogarın altında ki o ışıklarla donatılmış, düzenli ve temiz parkeler arasından durağa doğru yürümektedir. Alper’in elinde bir valiz vardır ve onu sürümektedir. Durağa geldiklerinde Alper ile Sevgi orada bulunan bir Banka oturup beklemektedirler. Alper trenin geliş saatine bakmaktadır. Alper suskundur ve Sevgi onu neşelendirmeye çalışmaktadır. Ve birazdan tramvay gelmektedir. Alper Sevgi’ye valizini verir ve Sevgi tramvaya binmektedir. Minik kuşların heyecanları yürekleri gibi bir hisle Camdan bakmaktadır Sevgi, Alper’ine. Alper ağlamaklı olmuş fakat yıllardan beri erkeklere sürülen ‘yiğit ağlamaz’ rütbesi gereği kendini ağlamamak için zor tutmaktadır. Kapılar kapanmış, Tramvay hareket etmeye başlamıştır. Tramvay gözden kaybolmuştur ve görünen sadece rayların soğuk yüzleridir. Alper bir süre hiç kıpırdamadan boynu bükük, masum ve buruk bir şekilde burada kalakalmıştır. Daha Sevgi’sinden az önce ayrılmış olmasına rağmen, Özlem duygusu resmen saç diplerinden çekiştirmektedir.

**** Şehrin kalabalık çığlığının içerisinde, araba ışıklarının nefret dolu parlaklığı eşliğinde, kaldırım da Kültür Parka girmeden, Film Festivali objelerinin olduğu geniş ve uzun yol önünde Alper Sevgiyi beklemektedir. Alper Sevgi’nin yanında olmadığı her saniye Yapayalnız, buruk ve yine boynu büküktür. Az bir zaman sonra Sevgi elinde ufak bir paketle gelmektedir. Ama Alper’e bu paketi fark ettirmez. Buluşup o yoldan parkın içlerine doğru yürümektedirler. O yol o kadar anlam yüklüdür ki, oradan geçmekle bulutlar üzerinde yürümek farksızdır. Sağ ve Sol taraflarında da Altın Portakal Festivalinin bir armağanı Yeşilçam artistlerinin filmlerinin ve fotoğraflarının asılı olduğu tarihli plaketler görmektedirler. Bu resimlerle mest olup, yavaş yavaş yürümektedirler. Bazı resimlerin önünde durarak, birbirlerine o filmi ilk izledikleri anılarını anlatmaktadırlar. Yolun sonuna vardıklarına Deniz manzarasını izlemek amaçlı bir Banka yönelmektedirler. Etrafları alabildiğine yeşilliktir ve huzur kokmaktadır. Denizi tam çaprazdan gören bir banka oturmaktadırlar. Sevgi Alper’e aldığı hediyeyi paketten çıkartır ve vermektedir. Sevgi Alper’ine bir obje/simge almıştır. Yanında olamadığı her zaman, bu obje/simge ona şans ve Mutluluk getirmesini istediği için. Alper bu sürpriz karşısında çok mutlu olmuştur. Ve Sevgiye sarılmaktadır. Sonra obje/simge ye tekrar bakar ve onu biraz incelemiştir, gerçekten çok hoşuna gitmiştir. Alper sağ elinde bir fotoğrafa bakmaktadır. Fotoğraflar gözyaşlarının derin sularında boğulmuşlardır. Ve hala Alper gözyaşlarını hala durduramamış, bozuk bir musluk edasında hüznünü damlatmaktadır. Hava Kararmıştır. Şehrin haylaz ışıkları yüzünden, yıldızların masum güzellikleri belli olmamaktadır. Alper gözyaşlarını silmektedir. Ve albümü toparlamaktadır. Masasının çekmecesini biraz hızlı, acılı ve hırçın açtığı için, ’’tekerlekli sandalyenin’’ tekerine çarpmaktadır. Albümü çekmeceye koymaktadır. Tam bu esnada odanın Kapısı aniden açılmaktadır. Annesinin kanatları altında, geçirdiği o ağır kaza sonucu sağ elindeki sinirlerin kopması sonucu Eli çarpık, yüzüne Felç inmiş, sakat kalmış Engelli Sevgilisini, Bir tanesini, Sevgi’sini kapıda görmektedir. Alper Sevgi’nin tekerlekli sandalyesinden fırlayarak hemen koşup yanında gitmektedir. Sevgi sakat olmayan, az biraz kullanabildiği sol eliyle titreyerek Alper’in gözlerinin yaşını silmektedir… Ekran kararır ve şu yazılar yazar ekranda… '' Hayatı paylaşmak için Engel yoktur. '' Yaşamımızın doğumdan ölüme her anında varlıklarıyla onurlandığımız, ihtiyacımız olduğunda desteklerini esirgemeyen, eğiten, koruyan, yetiştiren, Seven bizi biz yapma yolunda yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılıksız veren Vefakar Meleklerimize…

3. Tretman / Threatment Duvarda ki bi Resimle başlar Film. O resime odaklanır kamera. Sora yavaş yavaş aşağı iner ve camdan dısarı bakar. Hava gunduzdur. Kamera yavasca alperin kafasının ardından masada ki fotograflara odaklanır. Masanın ustunde eski bi saat, bi album 5-6 tane dışarıda yalın olarak masa uzerinde fotograf ve bir ufak ugurbocegi rozeti/boncugu/demiri vardır. Kadraj yavaşça Masada ki saatten, fotograf albumune ve ordan da ugurbocegine geçiş yapar. Sonra Alper Elleriyle üst üste binmiş fotografları karıstırırken bir tanesinin uzerinde yavasca durur.. sora parmak uclarıyla onu bi kac kere oksar sora eline alır. 2 eliyle yanlarından tutar ve Tam kadraj oldugu an foto, fotografın karesinde ki yasantıya gideriz bi an. AÜ Kampusü içerisinde ki kısacık yoldan yürüyüp, Havuzun başında otururlar. Bank olmadığı için çimenlere otururlar. Karşılarında havuzun ışıklı su gösterisi tam manasıyla büyülü bi şekilde gösterisini sunmaktadır. (BU AN’IN FOTOĞRAFI KARE’LENİR)

Alper ile Sevgi konuşurlar. Biraz zaman geçtikten sonra Alper Sevginin gözlerini kapattırır ve Ona bi Sürpriz yapacağını söyler. Yavaşça çimlere uzanırlar ve Gözlerini açar. Pasparlak Yıldızları görünce Sevgi Mutlu olur. Elleriyle yıldızları yakalamaya çalışırlar ve ekran kararır 2. kareye geçilir. 2.Kare Geçiş, Karanlıktan Bulutlara geçiş yapılır. Bulutlardan aşağı doğru kadraj iner ve Alper ile Sevgi Beach parkta Sahilde bir bankta otururlar. Alper Sevgiye Heycanlı Heycanlı bişeyler anlatıyordur ve Sevgi MutLu Mutlu gülüyordur. Güneş batmak üzeredir. Güneşin battığı bu romantik an da Alper ve Sevgi ellerini bir kalp şekli yaparak birleştirir ve Güneşi kalbin içine alırlar. (BU AN’IN FOTOĞRAFI KARE’LENİR)

Bu onların Aşklarının Işığıdır. 3.Kare Geçiş, Gün batımından Lamba Işıklarına olur. Güneşin batmasıyla Ekran geçişi sağlanır ve Otogar’ın altındaki Tramvay durağında ki Işıklı Ortama Geçilir. Alper ile Sevi Otogarın Altında ki uzun yoldan durağa doğru yürürler. Alper in elinde valiz vardır, onu sürür. Tramvay durağına gelirler. Kadraj çevreyi alıp, oturakları, çöp kutusunu ve rayları. Alper ile Sevgi ordaki banka oturmuş beklemektedir. Tramvay in geliş dakikasına bakarlar. Ve birazdan tramvay gelir. Alper Sevgiye valizi verir ve Sevgi tramvaya biner. Kapılar kapanır. (BU AN’IN FOTOĞRAFI KARE’LENİR)

Yaralı bir yürek gibi Cam’dan Bakar Sevgi, Alper’ine. Tramvay gözden kaybolmuştur ve görünen sadece raylardır. Alper kısa bi süre boynu bükük burada kalakalır. Kadraj Alperin yüzünde kafa planda sonlanır. 4.Kare Geçiş, Alperin kafa planından yine alperin kafa planına olur. Kültür park a girmeden, Film Festivali objelerinin olduğu geniş ve uzun yol önünde Alper Sevgiyi beklemektedir. Yalnız ve Yine boynu büküktür. Sevgi elinde ufak bi paketle gelir ama alpere bunu fark ettirmez. Buluşup O yoldan parkın içerisine doğru yürürler. Sağ ve sol taraflarında Yeşilçam artislerinin filmlerinin asılı tarihli plaketler görürler. Bunlara baka baka yürürler. Yolun sonuna geldiklerinde Deniz manzarası izlemek amaçlı bir banka yönelirler. Etrafları yeşilliktir. Denizi gören bi bankta otururlar ve Sevgi Alpere aldığı hediyeyi paketten çıkartır ve verir. Uğurböceği almıştır Sevgi Alpere.. Alper Sevgiye Sarılır (BU AN’IN FOTOĞRAFI KARE’LENİR) ve Uğurboçeğine bakar tekrar. Kadraj uğur böceğine odaklanır. Tekrar kadraj donar ve girdigimiz fotodan baksa bi fotograftan cıkarız. Tek sağ elinde bi fotografı masaya koyar. Alperin kafasının ardından dısarının karardıgını ve Fotograflar gözyaşlarıyla bulanmıslıgını gorururuz . ve hala Alper ufaktan aglamaktadır. Tam gozyaslarını siler ve fotograf albumunu toparlarken kadraj genel plana gecer ve tekerlekli sandalye uzerinde oldugunu goruruz alperin. 3-5 saniye sandalye de odaklandıktan sonra kapı aniden acılır ve içeri engelli olan Sevgi girer. Sağ eli yamuktur ve boğazının altındadır, yani çarpıktır. Sekerek yürür. Alper koşarak Sevginin yanına gider ve yanına geldiğinde, Sevgi sakat olmayan eliyle Alperin gözyaşlarını siler. Ekran kararır ve şu yazılar yazar ekranda…

Hayatı paylaşmak için Engel yoktur. Yaşamımızın doğumdan ölüme her anında varlıklarıyla onurlandığımız, ihtiyacımız olduğunda desteklerini esirgemeyen, eğiten, koruyan, yetiştiren, Seven bizi biz yapma yolunda yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılıksız veren Vefakar Meleklerimize… jenerik akmaya başlar ufaktan.. Jenerik sade olmayacak. Yan tarafında cektigimiz vidyolardan kareler gosterecegiz…